işte hayatımın en merakla beklediğim kısmı geldi çattı...askerlik! evet bu haftasonu henüz adını bilmediğim askeri birliğe teslim olucam.bir kaç gün sonra açıklanıcak nereye gideceğim ve ben o günün ertesi günü oraya gitmek için yola çıkıcam.acayip bişey var içimde.gidip nasıl birşeymiş diye görmek istiyorum köpek gibi ama bi yandanda aşırı disiplinle nasıl baş edicem onu düşünüyorum.en basiti her sabah traş konusu ve en korktuğum şey "BAYAT EKMEK"...bu yaşıma kadar hiç yemedim diyebilirim ama orda mecbur yiicez aga ama nasıl yiicez aga yaa?!! mesela şu anda metallica dinliyorum ve o süreçte onuda dinleyemiicem galiba.alışkanlıklardan vazgeçme ve yeni alışkanlıklar kazanma yeri olarak görüyorum ben askerliği.aslında güzel bişey bi yerde...ha sakın askerlikten çekindiğimi yada gitmek istemediğimi düşünmeyin.çok gitmek istiyorum orda yaşamak istiyorum ama dedim ya burayı nasıl bırakıcam o uyuz ediyo beni.
1 aydır herkes bişeyler anlatıyo askerlikle ilgili.sadece babam bişeyler söylemiyo.galiba oda benim gibi ne olacağını olacakları görünce öğrenmek istiyo ve öncesini düşünmüyo...akışına bırakmış...en güzeli baba ;)
neyse fazla yazamiicam çünkü uzun süre yazamiicam yavaştan bırakmak gerek...blog sizlere emanet agalar..kime emabet? sizlere? sizler kim? kim sizler? askerlikte nesi? gerekSİZLER!!!
7 Aralık 2009 Pazartesi
15 Kasım 2009 Pazar

uzatmışım ne güzel sakallarımı...güzel güzel oynuyorum böyle baş parmağım ve işaret parmağımın arasında sıkıştıra sıkıştıra...bura bura çekiyorum aşağıya doğru...kes allah kes kes allah kes kafamın etini yediler ulan! kesmedim tabii ki...yani en azından herkes dedi diye kesmedim...bu sabah bi uyandım sakallar batmaya başlamış suratıma...tahriş etmiş kızartmış güzelim cildimi...dedim heralde kesme vakti geldide geçiyor hacım...aldım makinayı elime girdim orman misali olan sakallarıma...şekil vermek hiç aklımda yoktu direk kesicektim hepsini...sonra bi bıyık bırakiyim lan dedim...sonrada bu çenenim altındaki cücük var ya onu bıraktım...mahoni gibi olmuştu ama güzel olmuştu lan komik gelmişti...ilk ev ahalisi gördü güldüler baya baya...sonra bahçeye çıktım kuzenlerde sevdiler...güldüler...aslında kendimi aleme rezil etmek değildi amacım ki öyle bi durum değildi benimkisi...biraz değişiklik olsun millet eğlensin bir diğeride sakallarıma bok atanlara "alın size daha beteri ulan..." demek istememdi...sakallarımı geri istiiceklerdi ama onlar çoktan lağımdaki dışkılara karışmışlardı bilem...bi kaç gün böyle geziyim diyorum...nasıl olcak bakalım...
bu arada evet resmi tuvalette çektim =)
11 Kasım 2009 Çarşamba
müzik iyi be hacım!

valla yaklaşık 7-8 ay olmuştu elektro gitar çalmayalı.hiç hemde.hatta case'in içinde dolapta duruyodu 2 teli kopuk halde.pedallarıda amfiyide kutulayıp kaldırmıştım.zaman yoktu çalmaya ama peki şimdi böyle olduysa niye zamanında o kadar yırtındım ben gitar öğrencem diye?niye parmaklarıma nasırlı olmaları için ısrar ettim?çokmu iyi çalmaya başladımda yani biraz ara veriyim dedim? yooo süper gitar çalamadım hiç bi zaman.ama çalıştım...
dün kuzeni aradım kanki gelirken bi elektro tel takımı al dedim ve aldı adamın kralı.neyse bahçede taktım telleri temizledim gitarı falan filan.pedalın ve amfinin tozunu aldım jackları bağladım yuvalarına.amfinin ayarları hala duruyodu hiç dokunmadım.pedalı bağlamaktan vazgeçtim sonradan amfinin gain sesi çok hoşuma gidiyodu ilk onu duymak istedim.neyse aldım gitarı elime akorunu falan hallettim.bastım distortiona...ne çalcam lan.parmaklarım gitmiyo resmen.bir iki bişeyler tıngırdattım ama yok parmaklarım resmen ihanet etti bana...yada benim gitara yaptığım ihanetin cezasıydı bu.onca gün orda durdu güzelim gitar ve ilk gitarım.uzun uzun çaldım valla aklıma ne geldiyse tüm gün evde olmanın avantajını iyi kullandım ve çalmak istediğim şarkıları tekrar tekrar gözden geçirdim.yavaş yavaş geriye dönüşüm başlıyo gibiydi.parmaklarım hızlanıyo ve çalmak istediğim şeylere klavyenin üzerinde hükmedebiliyordum.bi ton şarkı çaldım.3 tane tshirt değiştirdim terlediğim için.ama bıkmak duygusunu yitirmiştim resmen.parmaklarım yeter artık diye inliyodu ama yok! durmak yok! çal babam çal delüler gibi çaldımda çaldım...
sonra bi ara durdum aga! niye bu kadar ara vermişim ben bu güzelliğe dedim kendi kendime.bide sinir yaptım daha iyi gitar çalmam gerektiği için.gerçi bi mecburiyetim yok ama hani insan yapmak istediği şeyleri yapmalı ya...ben iyi gitar çalmak istiyodum ve bunun ne gerektirdiğini bildiğim için sürekli çalmaya karar verdim.artık akşamları eve gelince 2-3 saat gitar çalıyorum kulaklıklarımı takıp ve gerçekten güzel oluyo.öğrenmek istediğim şarkıları, onların sololarını çalmak için didiniyorum delü gibi.
neyse bi daha bu kadar uzun aralar vermek yok gitara...çünkü çocuklarım karşıma geçtiklerinde onlara kulağa hoş gelen şeyler çalmak isterim."ya baba bi siktirgit, ne lan bu, böyle gitarmı çalınır?" derse eğer, bana ben hem o gitarı kırarım, hem o çocuğu döverim, sonrada kendimi keserim...
7 Kasım 2009 Cumartesi
ohaa mangaaa!

oturmuşum evde mtv'ye bakınıyorum..avrupanın en prestijli müzik ödülü dağıtılıyomuş, hani bizde ufaktan müzikle ilgileniyoruz ya fal taşı gibi gözlerle izliyorum.foo fighters çıktığında farkettim ki bu adamları seviyomuşum o gece baya bi dinledim.neyse aslında türkiyeden tek grup olan mangayı bekliyorum.şu kadınlı madınlı şarkıları yüzünden pek ısınamadım hala ama son albümlerini severek dinledim uzun uzun..bide şu turntable'ı atsalar gruptan daha çok sevicem ama grubun torpillisi o eleman galiba..neyse sıra geldi manganında aday olduğu ödüle...tv'de manganın klip videolarını görünce bile bi acayip oldum ama bu adamlar 30 saniye sonra aday oldukları ödülü alıcaklardı..açıklama yapılacağı sırada hala yatağımda uzanıyodum çünkü bi ümidim yoktu açıkçası..heryerde favorilerdi ama ben hiç sanmıyodum..kazanan grup MANGAAAAA diye inlediğinde kolonlar "ohaaa mangaaaaaa aldı lan adamlar..." diye haburtadanak atladım yataktan ve tvye biraz daha yanaştım..mutlu oldum baya baya..elemanlar sahneye doğru yürünce milliyetçilik kanı damarlarımda voltayı bırakıp depar atmaya başladır agaa..kendi kendimi göt etmiştim resmen hacım..yok lan alamazlar derken yavrum benim be koydular çocuğu işte diye içlendim birden..ödülü aldı elemanlar bide konuşma yaptılar..gerçi konuşmada biraz zortlar gibi oldular ama normaldir heyecan adrenalin herşey tavan yapmıştır adamlarda..güzel oldu sevindim manganın bu ödülü almasına helal olsun..umarım daha iyi işler çıkartırlar..
gerçi şu turntable'ı çıkarsalar ne güzel olcak...
2 Kasım 2009 Pazartesi
nereye bakıyor bu adamlar?




etkiliyo insanı dimi? herkesin bakamadığı yerlere bakıyo bu adamlar, herkesin düşünemediğini düşünüp, herkesin dokunamadığı yerlere dokunuyolar...ve herkesin oraya bakmasına, onu düşünmesine ve oraya dokunmasına aracı oluyolar.herkesin düşündüklerini, beyinlerinin içinden geçenleri, kendimize söyleyemediklerimizi, gözümüzün içine baka baka bağıra çağıra milyonların önünde bize söylüyolar.bazen dank ettirip harekete geçirtiyolar, bazende mıhlıyolar oturduğumuz yere.genelde ulan ne yazmış adam helal olsun be dedirtiyolar, bazende of ulan allah belanı versin nasıl yazdın bunları...az bi zamanda hacım ne makara yapmış herif koptum diyosun.
ayrı bi dünyada yaşadıklarını düşünüyorum yada bizimle aynı dünyada yaşıyosalarda kendi içlerinde öyle bi yer olmayan bi yerde yaşıyolar bence.akıllarından geçip, kağıda döktükleri şeyler şaşırtıyo insanları...hani derler ya olm bunlar ayık kafayla yazılmaz diye.biliyoruz ayık kafayla yazmadıklarını zaten ama sonuçta bi insan evladı bunları nasıl yazar diye hep geçiriyorum aklımdan.kendim yazamadığım için kıskanıyomuyum diyorum bazen ama yoo aslında hiç takmıyorum bunu kafama.çünkü olmak istediğim kişi olmak istemedim hiç...saygı duyuyorum resmen ve kendimi şanslı hissediyorum...
deli gibi dinliyoruz hepimiz lan bu adamların şarkılarını.hatta dinlemeyi geçiyorum bu adamların şarkılarıyla hayatına yön veren yada hayatına son veren insanlar biliyorum.son verenleri biraz kınıyorum gerçi...bence bu adamlar bizim hayranlıkla takip ettiğimiz şeyleri yazmadan önce şöyle demişler kendi kendilerine...öyle şeyler yazmalıyım ki insanlar okuduklarında aptallaşsın, okuduklarında olm bunu ben yazmalıydım desin, isteyen gitsin kendini assın, isteyen odasının duvarına assın...
neyse şarkıları dinlerken bişeyler yazasım geldi.nasıl onlar yazdıklarını bizler adıyor ve bizi tanımıyorlarsa, bende bu yazıyı onlara adıyorum aga.nasıl onlar bizim onları dinlediklerimizi bilmiyosa, onlarda bilmesin benim bunları yazdığımı...galiba bi ucundan yakaladım bu adamları hacım...
1 Kasım 2009 Pazar
Ortam Hatunu!
çok konuşma, çok bilmiş,
etek boyun aklınla bir.
yok beynin, yok derdin,
sorsam adını düşünen sensin.
malsın sen, maldan öte,
eğil şimdi benim önümde.
ay ayol, ver git defol,
tık tık tık çık çık çık şimdi.
al verme, bak görme,
makyaj yap ben güzelim diye.
iş güç yok, karnın hep tok,
yüzsüzlükte sınırın pek yok.
şan şöhret, işte şehvet,
parket çarket yürü lan de get...
yuh ulan, bu kadarı fazla,
ortam hatunu bas git uzaya...
etek boyun aklınla bir.
yok beynin, yok derdin,
sorsam adını düşünen sensin.
malsın sen, maldan öte,
eğil şimdi benim önümde.
ay ayol, ver git defol,
tık tık tık çık çık çık şimdi.
al verme, bak görme,
makyaj yap ben güzelim diye.
iş güç yok, karnın hep tok,
yüzsüzlükte sınırın pek yok.
şan şöhret, işte şehvet,
parket çarket yürü lan de get...
yuh ulan, bu kadarı fazla,
ortam hatunu bas git uzaya...
27 Ekim 2009 Salı
FUTBOL...
1999 senesinde Beşiktaş'ın altyapısında çıktı ilk lisansım.öncesindede futbol okulunda 3-4 sene takılmışlığım var.ilk senemde her maçta oynadım, hatta gol attım attırdım falan filan.sonra bi hastalıktır, bi sakatlıklardır bırakmadı peşimi.zatürre geçirdim, kemikler kırıldı, dudaklar, kaşlar, kafalar yarıldı.öyle böyle uzun süreler uzak kaldım futboldan.tam düzeldik iyi olucaz derken hocalarımız verdiler lisansımızı elimize al bakalım evladım sen bu takımda daha iyi oynarsın dediler.aldık lisansımızı yeniköy spor kulübüne geldik.orda 4 sezon oynadım, ardında emirgan, reşitpaşa derken semtimizin bütün takımlarında oynamış bulunduk.en sonda gittik taaaaa anasının gözünde güzelcesporla anlaştık.ilk sene güzeldi para boldu, idmanlar, kamplar, galibiyetlerden sonra gelen pirimler falan herşey delü gibi güzel gidiyodu.taa ki son maçta türkiye finallerine gitmeyi kaçırıncaya kadar...bu sende güzelcesporda oynuyorum ama durumlar boktan.para yok transfer yok iki tane abimizin isteğiyle aralık ayındaki askerlik görevime kadar gidip geliyorum maçlara...
neyse futbol ya yazının başlığı şimdi hatırladım sametin futbol geçmişi değil...
şu futbol öyle bir oyun ki...öyle bi güzellik, öyle bir saçmalık, öyle bir delilik, öyle bir manyaklık yok aga.içinde herşeyden nasıl barındırabilir bir oyun? futbolda var işte abi, herşey var hemde...örnek mi? son maçta ağız dalaşına girdiğim ve sözde kariyerinin benim kariyerimi ezip geçeceğini söyleyen zavallı liberoya son dakkada atmış olduğum bacak arası.al sana intikam, sözle değil icraatle alınan intikam...örnek mi? attığımız gole bütün takımın sevinmesi, al sana takım ruhu arkadaşlık dostluk...örnek mi? kalecimizin malca yediği hatalı gole öfkeyle kin kusmak, nefret, adam öldürmek istemek, vurup kırıp geçirmek...örnek mi? yapılan hafif şarjla ve ufaktan bir tekmeyi, adeta geberiyomuşcana bi çığlıkla hakeme duyurmaya ve faul almaya çalışmak, sahtekarlık, kazanma isteği, nasıl olduğu değil sonucun bizim tarafımızda olmasının önemi, şerefsizlik...örnek mi? zamanında aynı takımda oynadığın arkadaşına rakip olmak, ne oldum değil ne olacağım diyebilmek...örnek mi? öz kardeşinin koruduğu kaleye gol atmak için yırtınmak, çabalamak ve sonucunda galip gelmek, iş başka arkadaşlık başa mantığı...
dahada sayardım ama uykum gelmeye başladı...demek istediğim futbol güzel oyun vesselam.seviyoruz çok seviyoruz futbolu.ama şu futbolu saha içinde değilde, saha dışında oynayanlar oluyor ya bazen, o zaman çok sinirleniyorum hacım...bırakın şu futbol amatör liglerdede, profesyonel liglerdede sadece sahaiçinde, o beyaz çizgilerin içinde 22 tane adam tarafından oynansın be...bırakında futbolun güzelliği, futbolun çirkin tarafını kamufle etmek için çabalamasın...rahat bırakın futbolun güzel tarafınıda, izleyende oynayanda zevk alsın şu oyundan...
seni seviyorum lan futbol...
neyse futbol ya yazının başlığı şimdi hatırladım sametin futbol geçmişi değil...
şu futbol öyle bir oyun ki...öyle bi güzellik, öyle bir saçmalık, öyle bir delilik, öyle bir manyaklık yok aga.içinde herşeyden nasıl barındırabilir bir oyun? futbolda var işte abi, herşey var hemde...örnek mi? son maçta ağız dalaşına girdiğim ve sözde kariyerinin benim kariyerimi ezip geçeceğini söyleyen zavallı liberoya son dakkada atmış olduğum bacak arası.al sana intikam, sözle değil icraatle alınan intikam...örnek mi? attığımız gole bütün takımın sevinmesi, al sana takım ruhu arkadaşlık dostluk...örnek mi? kalecimizin malca yediği hatalı gole öfkeyle kin kusmak, nefret, adam öldürmek istemek, vurup kırıp geçirmek...örnek mi? yapılan hafif şarjla ve ufaktan bir tekmeyi, adeta geberiyomuşcana bi çığlıkla hakeme duyurmaya ve faul almaya çalışmak, sahtekarlık, kazanma isteği, nasıl olduğu değil sonucun bizim tarafımızda olmasının önemi, şerefsizlik...örnek mi? zamanında aynı takımda oynadığın arkadaşına rakip olmak, ne oldum değil ne olacağım diyebilmek...örnek mi? öz kardeşinin koruduğu kaleye gol atmak için yırtınmak, çabalamak ve sonucunda galip gelmek, iş başka arkadaşlık başa mantığı...
dahada sayardım ama uykum gelmeye başladı...demek istediğim futbol güzel oyun vesselam.seviyoruz çok seviyoruz futbolu.ama şu futbolu saha içinde değilde, saha dışında oynayanlar oluyor ya bazen, o zaman çok sinirleniyorum hacım...bırakın şu futbol amatör liglerdede, profesyonel liglerdede sadece sahaiçinde, o beyaz çizgilerin içinde 22 tane adam tarafından oynansın be...bırakında futbolun güzelliği, futbolun çirkin tarafını kamufle etmek için çabalamasın...rahat bırakın futbolun güzel tarafınıda, izleyende oynayanda zevk alsın şu oyundan...
seni seviyorum lan futbol...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

